Yenileşme Döneminde Yapılan Yenilikler

a. Hukuk Alanında Tanzimat
Yukarıda da belirttiğimiz gibi padişah artık mutlak hâkim değildi. Onun üstünde kanunlar vardı. Gülhane Hattı Hümayun’undan altı ay gibi kısa bir zamanda ceza kanunu ortaya konmuştur. Fransızcadan kısmen tercüme şeklinde düzenlenmiş olan bu kanun tebaaya padişah tarafından verilmiş hakların bir garantisi olarak alınabildiği gibi tebaanın kanun önünde eşitliğinin bir sembolü olarak da kabul edilebilir.

1846′da memurların ödev, yetki ve sorumluluğunu göstermek için tertiplenen idare kanununda işleyecekleri suçlara karşılık tutan cezalar belirtildi. Böylece haksız yere adam öldürme, sürgüne gönderme, mala el koyma ve rüşvet olayları engellenmiş oluyordu.

Osmanlı Devleti’nde adaletin sağlanması yolunda üç tip mahkeme vardı:
1. Şeriat Mahkemeleri
2. Cemaat Mahkemeleri
3. Kapitülasyonlardan Faydalanan Devletlerin Mahkemeleri

Tanzimat ile bunlara iki yenisi eklendi. Bunlardan birisi Ticaret Karma Mahkemesi diğeri de Asliye Karma Mahkemesi’dir.

Ticaret karma mahkemesi, yabancı devlet tebaası ile Osmanlı tebaası arasında ticaret münasebetleri ile çıkan durumu, Asliye Mahkemesi ise aynı tebaalar arasında yer alan cinayet suçlarını görmek için kuruldu. (1846)

Zenci esaretinin yasak edilmesi, mezhepten diğerine geçmeyi yasak eden 1834 tarihli yasanın kaldırılması insan hakları ile vicdan hürlüğü bakımından işaret edilmesi gereken önemli hareketlerdir.

b. Maliye Alanında Tanzimat
Tanzimat’tan önce devletin siyasî ve malî işleri devlet adamlarının isteğine ve insafına bırakılıyordu. Halkın haksızlığa uğramaması için bazı tedbirler alınmıştır.
1. Valilerin yetkilerinden olan mali işlerini üzerlerinden alarak defterdara verilmesi,
2. Vergilerin toplanmasından sorumlu maliye memurlarının ve tahsildarların atanması,
3. Vergilerin ayarlanmasında ve toplanmasında yetkileri olan belediye meclislerinin yetkilerinin genişletilmesi ve vilayet meclislerin kurulması,
4. Devlet memurlarından mültezimlik yapma hakkının alınması.

Mustafa Reşit Paşa’nın maliyetle ilgili çok geniş hedefleri vardı. Bu düşüncelerinden fedakârlık etmek zorunda kalmıştır. Kâğıt para ilk defa onun teşebbüsleriyle bastırılmıştır. Yabancı paraların geçimi yasak edilmiştir. Paranın değerini düşmesi nedeniyle Avrupa paralarının değerine denk “Mecidiye” basımına başlanmıştır. Bu çalışmalar bir kaç yıl sonra kurulacak olan milli bankanın ilk hazırlıklarıdır.

c. Askerlik Alanında Tanzimat
Tanzimat’a kadar yapılan askerlik düzeyinde ocak şeklinin dışına çıkılamadı. Bu sebeple askerlik bir vatan ödevi olamadı. Gülhane Hattı Hümayun’u ilk defa olarak tebaa için haklar ve ödevler kabul edildi. Tebaanın ödevleri arasında askerlik hizmeti önemli bir yer tutuyordu. Nizami askerliğin süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. 5 yıl ödevden sonra bırakılan nizami askerler 7 yıl redif sınıfında hizmet görecekler ve her yıl 1 ay nöbetle bağlı oldukları kazalar merkezlerine çağrılacaklardır. Her yıl Martın 1. günü nizami askerler her ordunun 5/1′i nispetinde yenilenecektir.

Bundan böyle subaylar üzerlerine sivil memurluklar alamayacaklardır. Osmanlı toprakları genişlik ve coğrafya durumu göz önünde tutularak 5 büyük orduya ayrılacaktır.

Askerlik alanında alınan kararlar Müslüman ve Hıristiyan halk tarafından tenkide uğradı ve kargaşalık doğurdu.

Müslüman halktan henüz göçebe halinde yaşayan, dağlık bölgelerde yarı bağımsız bir hayat sürenler askerlik ödevini kabul etmek istemediler. Hıristiyan halkta dinlerinden dolayı Müslümanlarla yan yana askerlik yapmayı hiç istemediler ve yüzyıllardır askerlik yapmadıkları için kabiliyetsizlikte vardı. Bu nedenle Hıristiyanların askerlik yapmaları bir süre sonraya bırakıldı.

Askerlik bakımından tebaanın farklı muameleye tabii tutulması Gülhane Hattı’nın yapmak istediği eşitlik prensibinin kısmen kâğıt üzerinde kalmasına neden olmuştur.

d. Eğitim Alanında Tanzimat
Abdülmecit, ilim ve sanat öğretimini sağlayan okulların kurulmasını istiyordu. Padişahın emirlerini yerine getirmek, eğitim ve öğretim programını düzenlemek için özel bir komisyon kuruldu. Komisyonun, milli eğitime verilmesi gereken karakter hakkındaki çalışmaları bir kanuna bağlandı. Bu konuda medresenin dışında devletin kontrolü altında bir darülfünun kurulmasını, ortaokulların açılması, bu okullarla ilkokulların ulema elinden alınarak devlete verilmesi kararlaştırıldı. Kanunun yayınlanmasından sonra çıkarılan bir hat ile milli eğitim işlerinin yürütülmesi ve kontrolü takip etmek maksadıyla bir de “Meclis-i Daimi-i Maarif-i Umumiye” kuruldu. Bu meclis ilk, orta ve yüksek öğretim kurullarını medresenin nüfusundan kurtararak devlet otoritesi altına almaya çalıştı.

Encümen-i Daniş ile eğitim ve kültür işlerine hız verildi. Görünüşte Darülfünun’da okutulacak dersler için lazım olan ders kitaplarının hazırlanması için kurulan Encümen-i Daniş’in asıl amacı Avru-pa’daki ilim ve fikir hayatıyla temas sağlamaktır. Yabancı dil bilen gençler yetiştirmek için kalemler kurulur. Bunların başında Tercüme Odası, Mabeyn Kalemi, Tophane Kalemi ve Gümrük Kalemi gelir.

Medreseler Tanzimat’tan önceki yapısını korumuştur. Medreseler ile Batı tarzında açılan okullar yan yana yaşamaya devam etmiştir. Bu okullarda yetişen nesiller sürekli çatışmaya düşmüşlerdir. Milli eğitimdeki bu ikilik Cumhuriyet dönemine kadar sürmüştür.

e. Yönetimde Tanzimat
Hattı Hümayun’da geçen prensiplerin değerlendirilmesi için memleket yönetiminde de köklü bir değişiklik yapılması gerekiyordu. Tanzimat öncesinde memleket yönetimi çığırından çıkmış bir durumda idi. Eyaletlerde, devlet otoritesine karşı sık sık isyanların çıkması yönetim rejiminin bozukluğunu açığa vurmaktadır.

Memleket yönetimini problemi, daha temelli olarak ele alındı. Memleketin eyaletlere bölünmesine devam edildi. Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar da köyleri içine alan nahiyelere bölündü. Eyaletlerin yönetimi valilere bırakıldı. Her valinin yanına, mali işleri yürütecek defterdarlar verildi. Bundan başka Fransa’daki departman meclisleri örnek alınarak bazı sancaklarda meclisler kuruldu. Bu meclislerde her sınıf halktan temsilcilerin bulunmasına dikkat edildi.

Meclis, valilerin yardımcısı olmaktan başka, onların ezici ve haksız işler yapmasını önlemek gibi bir maksatla da kurulmuştu. Valiler bölgenin yönetim, mal ve adalet ile ilgili bütün işleri hakkında meclis tarafından ileri sürülecek düşünceleri dinlemek ve uygulamak zorundaydılar.

f. Sosyal Hayatın Değişmesinde Tanzimat
Devletin Batı’ya bu şekilde açılmasıyla İstanbul’da hayat birden bire değişir. Başta, daha II. Mahmut devrinde Avrupalılaşmaya başlayan saray, genç hükümdar, Reşit Paşa olmak üzere yenilikler halk arasına sokulur. Yabancı kıyafet ve adetlerini Müslüman halk Beyoğlu’nda da görmeye başlar. Beyoğlu yeniliklerin merkezi haline gelir. Avrupa’daki müesseseler, terziler, manifatura tüccarları, mobilya satan dükkânlar çoğalmaya başlar. Bunlar Müslüman halkın da sık sık uğradığı yerler haline gelir.

Devrin gazetelerinde görülen ilanlar, her gün Avrupa’dan yeni bir modanın girdiğini gösteriyordu.

1842′de yabancı kumpanyalar memlekete gelir ve temsiller verir. O zamana kadar Avrupa’dan hokkabazlar ve pehlivanlar gelir, bize ait bir dekor içinde gösteriler yaparlardı. Bu tarihten sonra yabancılar tiyatrolar sahnelemeye başlamışlardır. Bu gösterilerinde kendi kıyafet ve dekorlarını kullanıyorlardı.

Abdülmecit Dolmabahçe sarayının yanına küçük bir tiyatro ve saray orkestrası kurdurmuştur.

O zamana kadar kapalı olan ve çok mütevazı yaşayan kadın dışarıya açılır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !